Soru ve Cevaplarla Hanefi Fıkhı

Abdestte Ağız ve Burun Temizliği Nasıl Yapılır?

Amr b. Yahya el-Mâzinî babasından nakleder: Bir adam Amr b. Yah­ya’nın dedesi Abdullah b. Zeyd (r.a.)’e, “Resûlullah (s.a.v.)’in abdest alışı­nı bana gösterebilir misin?” diye sordu. Abdullah b. Zeyd (r.a.), “Evet” de­dikten sonra su istedi. Eline su dökerek onu iki defa yıkadı. Üç defa ağzını çalkaladı, üç defa burnuna su verip dışarı attı, üç defa yüzünü yıkadı. İkişer defa dirseklerine kadar kollarını yıkadı. Ön taraftan arkaya ve arkadan öne olmak üzere iki eliyle başını mesh etti. Mesh ederken başının ön tarafından başlayıp ellerini ensesine götürüyor sonra da ellerini gerisin geriye ilk baş­langıç yerine getiriyordu. En sonunda da ayaklarını yıkadı. Hadisi Buhârî rivayet etmiştir.

Hadisin metninde bulunan “kâne” devamlılığa delalet etmektedir. Böy­lece ağza ve burna su vermenin sünnet olduğu ortaya çıkmaktadır. [1]

Süfyan es-Sevrî’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygam­ber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Oruçlu olmadığın zaman abdest alırken ağız ve burnu bol su ile temizle.”

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 67

21 11 2011 detaylar...

Misvak Kullanmanın Abdestteki Yeri Nedir?

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her abdest aldıklarında misvak kullanmalarını emrederdim.” (İmam-ı Malik, Ahmed b. Hanbel, Nesai)

Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.a.)’in nakline göre Resûlullah (s.a.v.) evinden namaz için her çıkışında misvak kullanırdı.[1]

Ebû Hüreyre (r.a.)’den merfû olarak rivayetle “Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her namazda misvak kullan­malarını emrederdim “ (Buhari) buyurulmuştur.

Misvak kullanmak Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sünnetinde sabittir. Keza diğer hadislerin misvak kullanmanın faziletine delâletleri açıktır. Bütün bunlardan abdest esnasında misvak kullanımının müstehap değil sünnet ol­duğu sonucu çıkar.

Hadiste bulunan “her namazda” ifadesi namaz öncesinde ağzın temiz­lenmesinin, namaz için gerekli olduğuna “her abdestte” ifadesi ise misva­kın kullanılacağı zamana işaret olur.

Hz. Aişe (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Misvak ağzı temizler ve Allah’ın rızasını kazandırır.”

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 57-60

21 11 2011 detaylar...

Âzâları Üçer Defa Yıkamanın Sünnet Oluşunun Delili Nedir?

Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır: Resûlullah (s.a.v.) abdest için su istedi ve onunla yüzünü, ellerini ve ayaklarını birer defa yıkadıktan sonra, “Bu daha azını Allah’ın kabul etmeyeceği kimsenin abdestidir” buyurdu. Bir müddet sonra tekrar su istedi ve onunla yüzünü ve ellerini ikişer defa yıkadıktan sonra, “Bu Allah’ın sevabını artırdığı kimsenin abdestidir” bu­yurdu. Bir müddet sonra tekrar su istedi ve onunla yüzünü ve ellerini üçer defa yıkadıktan sonra, “Bu da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve O (s.a.v.)’nden önceki peygamberlerin abdestidir” buyurdu. İbn Hacer’in nakline göre (et-Telhîsü’l-habîr, I, 85) hadisi Ebû Ali b. Seken Sahih’inde rivayet etmiştir.

Bu ve sonraki hadisler abdestte uzuvları üçer defa yıkamanın en faziletlisi ve peygamberlerin sünneti olduğuna, fazilet açısından daha sonra sıra­sıyla ikişer ve birer defa yıkamanın geldiğine, uzuvları en az birer defa yı­kamadan alınan abdestle namazın sahih olmayacağına delâlet etmektedir­ler. Abdest uzuvlarını üçer defa yıkamak Hz. Peygamber (s.a.v.)’le birlikte diğer peygamberlerin de sünneti olduğu için Resûlullah (s.a.v.) de genelde bu şekilde davranmış, nadiren birer veya ikişer defa yıkamıştır.

Übey b. Ka’b (r.a.)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Uzuvlarını birer defa yıkayan abdestini almış olur. Uzuvla­rını ikişer defa yıkayarak abdest alan iki kat sevap kazanmış olur. Uzuvla­rını üçer defa yıkayan ise benim ve benden önceki peygamberlerin abdestini almış olur. ” (Ahmed b. Hanbel)

Amr b. Şuayb (r.a.)’in babası vasıtasıyla dedesinden nakline göre bir adam Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e gelip “Yâ Resûlallah (s.a.v.) abdest nasıl alı­nır?” diye sordu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de bir kap su isteyerek, ellerini üç kere, yüzünü üç kere, kollarını üç kere yıkadı. Başını mesh etti. Şahadet parmaklarını kulaklarına sokarak uçlarıyla içini, başparmaklarıyla dışlarını mesh etti. Daha sonra ayaklarını üç kere yıkadı ve “Abdest böyle alınır. Bu­na bir şey ilave eden veya eksilten (Resûlullah (s.a.v.)’a muhalefetten do­layı) kendisine kötülük etmiş ve abdestin hakkını vermeyerek (zulmetmiş) olur” buyurdu. (Ebu Davud, Nesai, İbn Mâce)[1]

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 89-91

21 11 2011 detaylar...

Parmakları ve Diğer Abdest Uzuvlarını Ovalamanın Hükmü Nedir?

İbn Abbas (r.a.)’ın nakline göre Resûlullah (s.a.v.), “Abdest aldığın­da el ve ayak parmaklarını ovala” buyurmuştur.

Müstevrid b. Şeddâd el-Fihrî (r.a.), “Resûlullah (s.a.v.)’i abdest es­nasında serçe parmağı ile ayak parmaklarının arasını ovduğunu gördüm” demiştir.

Abdullah b. Zeyd (r.a.)’in nakline göre (abdest alırken) Resûlullah (s.a.v.) 2/3 müd miktarında getirilen suyla kollarını ovalamıştır.[1]

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 87

21 11 2011 detaylar...

Sakalı Hilallemenin Sünnet Olan Şekli Nasıldır?

Hz. Osman (r.a.)’in rivayetine göre abdest alırken Resûlullah (s.a.v.) sakalını hilallerdi.

Hz. Aişe (r.anhâ)’nın rivayetine göre Resûlullah (s.a.v.), abdest alır­ken sakalını suyla hilallerdi. Hadisin sakalı hilallemenin sünnet olduğuna delâleti açıktır.

Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatmaktadır: Abdest alırken Resûlullah (s.a.v.)’e hizmet ediyordum. Çene altından parmaklarını daldırdı ve sakalı­nı hilalledi. Ben, “Bu nedir?” diye sordum. Resûlullah (s.a.v.) “Rabbim bana böyle emretti” şeklinde cevap verdi.

Hadisin sakalı hilallemenin sünnet olduğuna delâleti açıktır. Ağız ve burna su alma konusunda açıklandığı üzere, burada da Resûlullah (s.a.v.)’in “Rabbim bana böyle emretti” buyurmasından sakalı hilallemenin farz olması hükmü çıkmaz.[1]

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 83-85

21 11 2011 detaylar...

Sakalın Dibine Suyu Ulaştırmak Gerekir mi?

Yüze dâhil olduğu ve dibine ulaştırmanın kolaylığı sebe­biyle suyu seyrek sakalın dibine ulaştırmanın gerekliliği “Yüzlerinizi yıka­yın” (el-Mâide 5/6) âyetinden anlaşılmaktadır. Sık sakalın dışının yıkanması­nın farz olmasıyla ilgili İhyâ şerhindeki açıklama şöyledir: Sık sakalın sa­dece dışının yıkanması farzdır. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) abdest alırken bir avuç suyla yüzünü yıkamıştır. (Buhârî, “Vudu”, 7) Bir avuç suyla yıkan­ması durumunda genellikle suyun sık sakalın dibine ulaşması mümkün de­ğildir. Şu halde hadisten sık olan sakalın dibine suyun ulaşmasının gerekli olmayacağı anlaşılmaktadır.[1]

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 51

21 11 2011 detaylar...

Hz. Peygamber (s.a.v)’in ve Ashab-ı Kiram (r.a.e.)’in Abdestleri Nasıldı?

Amr b. Yahya el-Mâzinî babasından nakleder: Bir adam Amr b. Yah­ya’nın dedesi Abdullah b. Zeyd (r.a.)’e, “Resûlullah (s.a.v.)’in abdest alışı­nı bana gösterebilir misin?” diye sordu. Abdullah b. Zeyd (r.a.), “Evet” de­dikten sonra su istedi. Eline su dökerek onu iki defa yıkadı. Üç defa ağzını çalkaladı, üç defa burnuna su verip dışarı attı, üç defa yüzünü yıkadı. İkişer defa dirseklerine kadar kollarını yıkadı. Ön taraftan arkaya ve arkadan öne olmak üzere iki eliyle başını mesh etti. Mesh ederken başının ön tarafından başlayıp ellerini ensesine götürüyor sonra da ellerini gerisin geriye ilk baş­langıç yerine getiriyordu. En sonunda da ayaklarını yıkadı. (Buhârî )

Hz. Osman (r.a.)’in azatlısı Humrân b. Ebân, onu abdest alırken gördüğünü ifade ederek şöyle anlatmaktadır: Önce bir kap su istedi ve ellerine üç defa su döküp onları yıkadı, sonra sağ eliyle kaba daldırarak aldığı su ile ağzını çalkaladı, burnuna su verip dışarı attı, sonra üç defa yüzünü yıkadı, sonra dirseklere kadar üç defa kollarını yıkadı, sonra başını mesh etti, sonra ayaklarını topuklarına kadar üçer defa yıkadı, ondan sonra da Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şu hadisini nakletti: “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alır da kendisini tamamen Allah’a vere­rek iki rekât namaz kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Ebu Dâvud)[1]

 

[1] Hadislerle Hanefi Fıkhı, s. 17

27 03 2011 detaylar...