SİLSİLE-İ ÂLİYE'NİN DÖRDÜNCÜ POSTNÎŞÎNİ
HZ. CAFER-İ SÂDIK (R.A.)
Muhammed Bâkır (r.a.)'in oğludur. O da, Ali Zeynel Âbidin'in, Ali Zeynel Âbidin ise, Hz. Hüseyin'in oğludur. Hz. Hüseyin (r.a.) ise, malum, Hz. Ali (r.a.)’in oğludur. Allâh hepsinden razı olsun.
Der ki: “İyilik şu üç hale sahib olunca tam olur:
Bir güzel iş yapınca; gözünde küçültesin, gizli tutasın, acele edesin.. Çünkü küçük görürsen, büyür. Gizlersen, eksiği tamam olur. Acele edersen, ona bir an önce kavuşmuş ve iyi etmiş olursun..”
“Bir mümin kardeşine ait sevmediğin iş duyarsan, birden yetmişe kadar özür kapısı araştır. Bulamazsan; belki, benim anlayamadığım bir özrü vardır, de ve kapa..”
Derdi ki: “Müslüman kardeşinizden, manasını anlayamadığınız bir kelâm duyarsanız; iyiye yorunuz. Daha iyisini bulmanız kabil olmayacak kadar güzel bir şekilde yorumlayınız. Onun sözündeki, tam anlayamadığınız mana şeklini değil; nefsinizi töhmet altına alınız.”
Derdi ki. “Bir hata işlediğiniz zaman, Allâh'tan bağış taleb ediniz. Çünkü hatalar; insanlar yaratılmadan önce yaratılmıştır. Bütün helâk hatada ısrardadır.”
Medine'de vefat etti. Hicretin, 148.yılı idi. - Milâdî, 65.- yıla rastlar.
Derdi ki: “Bir kimsenin rızkı daralırsa istiğfara devam etsin.”
Kısa ve kalın yünden bir elbise giyerdi. Haz'dan yapılma bir de güzel kaftanı vardı, yünden yapılmış elbiseyi içten giyerdi, diğerini dıştan giyerdi.
İçine giydiği elbise için: “Onu, Allâh için giyeriz..”
Dışına giydiği için de. “Bunu da sizin için giyeriz..” buyururdu. Sonra da:
“Allâh için olanı gizledik.. Sizin için olanı da açığa çıkardık.” diye anlatırdı..
Derdi ki: “Cenâb-ı Hakk dünyaya şöyle emretti:
Ey dünya, bana hizmet edene hizmet et. Sana hizmet edeni de yor.
“Sultanların kapısında yaltaklanmadıkça, fakihler; peygamberlerin vekilleridir.
“Allâhım, rızkını kestiğin kimsenin nasîbini elimle aç. Bana verdiğin herşey, senin ihsanındandır.”
Allâh ondan razı olsun..
(İmam-ı Şa'rânî (rh.a.), Tabakâtü'l-kübrâ, 101.s.)
|