banner2

 

SİLSİLE-İ ÂLİYE'NİN DOKUZUNCU POSTNÎŞÎNİ
HZ. ABDULHALIK GOCDÜVÂNÎ (K.S.)

       Ebû Abdullah Selmân-ı Fârisî (r.a.), aslen İranlıdır. Eski ismi “Mâbih” olub, Babası İran dehkanlarından “Bûd” yahud “Budahşan” isminde bir zât olup bulunduğu karyenin beyi, ağasıydı. Taraf-ı âli-i Risâletpenâhî (s.a.v.)’den kendisine “Selmânu'l-Hayr” lakabı bahşolunmuştur.

       Babası Abdülcemil Efendi alim bir zat olup, Malatyalıydı. İmâmı Malik'in soyundandır. Kitaplarda doğum tarihine rastlanmamıştır. Buhara yakınlarındaki Gocdüvân kasabasında doğdu. 1180 (H. 575) senesinde aynı yerde vefat etti. Babaları Abdülcemil, Hızır (a.s.) ile arkadaşlık ederdi. Aralarında muhabbet olduğundan, Hızır (a.s.) babasına; “Senin bir salih evladın dünyaya gelecektir. İsmini Abdülhalık koyarsın.” buyurdu.

       Birgün Hızır (a.s.) yanına gelip Allâhü Te‘âlâyı gizli ve açık anmanın yollarını öğretti ve onu manevi evlatlığa kabul etti. Yirmi iki yaşındayken Hızır (a.s.) onu, şaşırmışlara yol göstericilerin büyüklerinden olan Yusuf Hemedani'ye gönderdi. Manevi ilimleri hocasının sohbetiyle tamamladı. Onun vefatı ile insanlara, doğru yolu gösterme vazifesini devraldı. Çok talebe yetiştirdi; binlerce insanın doğru yolu bulmalarına sebeb oldu.

       Abdulhalık Gocdüvânî bir aşûre günü birkaç dostu ile beraber otururken, sırtında hırka, omuzunda seccade olan biri gelip meclise oturdu. Bir müddet sonra üstada: “Hazret-i Resûlullâh buyurdu ki: “Mü'minin firasetinden korkunuz. Çünkü o, Allâh'ın nuru ile bakar.” Bu hadîsin sırrı nedir?” diye sordu. Abdülhalık hazretleri; “Sırrı şudur ki, belindeki zünnarı kesip Müslüman olmakla şereflenesin.” Adam şaşırıp; “Allâh korusun, bende zünnar falan yok.” dedi. Birisi, bu adamın üstündeki hırkasını çıkartınca, kafirlere mahsus olan zünnar ortaya çıktı. O zat tövbe etti ve Müslüman oldu.

       Vasiyetnamesinde, manevi oğulları Hace Evliya-yı Kebir'e buyurdular ki: “Sana vasiyyet ederim ey oğul ki: Her halinde ilim, edep ve takva üzere ol! İslam alimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadis öğren! Cahil tarikatçılardan sakın!

       Şöhretten kaç! Şöhrette afet vardır. Aslandan kaçar gibi cahillerden kaç! Bid'at sahibi, sapıklar ile ve dünyaya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helalden ye! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek gönlü öldürür. Herkese şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakir görme! Kimse ile münakaşa, mücadele etme! Kimseden bir şey isteme! Tasavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkar eden felakete düşer.”

        Tasavvufta meşhur olan, on bir temel kelime Abdulhalık Gocdüvânî'nin sözlerindendir. (Huş der-dem, Nazar ber-kadem, Sefer der-vatan, Halvet der-encümen, Yâd-kerd, Bâz-geşt, Nigâh-daşt, Yâd-daşt, Vukûf-i Zamâni, Vukûf-û Adedi, Vukuf-i Kalbi)

(Yeni Rehber Ansiklopedisi, 1.c., 74-75.s.)